bugün hava süper..muson yağmurları yeni bitti..güneş açtı ve hava ılık..palmiye hışırtıları ve dalga seslerinden başka bir ses yok..
kumların üstündeyim..her an uyuyakalabilirim..sonra uyandığımda hava kararmış olabilir..tepemde yıldızlar üstüme düşerken gözlerimi açabilirim..gökyüzü ve deniz simsiyah görünürken, gökte yıldızlar, denizde yakamozlar ışıl ışıl bana gülümseyebilirler..
derken..biri yanıma geldi ve uykum kaçtı..çünkü konuşacak çok şey var daha..uyku zaman kaybı, hatta belki bunca sene hep kayıptı..
belki hayat gölgesinde uyuyacağım palmiyeyi bulduktan sonra başlayacak, kim bilir..
paralel hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paralel hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Aralık 2011 Pazartesi
22 Kasım 2011 Salı
paralel hayatımda bir gün daha...
---
hava çok güzel...güneşli...tepemde bulutlar var ama...güneş aralarından bir görünüp bir kayboluyor..çok güzel bir rüzgar..araba geçmeyen, iki tarafı uçsuz bucaksız tarlalar ve çayırlar olan bir yolda yürüyorum...
bu kadar..paralel hayatımda bugünü böyle geçiriyorum...sonra güneş batar gibi olurken ben yine deniz kenarında, benim evimden başka hiç bir evin olmadığı o minik koydaki evime, kendi limanıma gideceğim..güneş tam karşımdan batarken, ben iskelede cin toniğimi yudumlayarak müzik dinliyor olacağım..hatta belki bu şarkıyı..
31 Mart 2010 Çarşamba
paralel hayatımda martın son günü..
çok yorucu bir gündü..sabah 10'da kalktık.o kadar yorgundum ki hala, kendimi evin önündeki iskeleye zor attım.
(oha yine 17.17, gerçek hayatta, burda şu an...)
neyse ne diyordum..yüzdük biraz, "mr." beni ayılttı.sabah sabah şükrü de geldi (evcil yunusumuz vardı ya), ailecek güzel vakit geçirdik denizde.ayıldıktan sonra işlerimize gittik..çok yoruldum iş yerinde..bir proje verdiler önüme, artık uzmanı olduğum kütüphane işlerinden, biraz önce konsepti bitirdim öyle söyleyeyim yani..
sonra sharon aradı, canı sıkkınmış konuşmak istedi.endişelendim ben de koşarak gittim.."söyle sharon, nedir derdin?" diye sordum, ağlamaya başladı..meğersem endorfin'in albüm satışları bunların önüne geçmiş, facebook'taki hayran sayım da sharon'ın hayranlarını geçmiş."arkadaşlığımızın bozulmasından korkuyorum" dedi.neyse ben de bir karar aldım, gothic rock'ta olabileceğim en iyi noktaya bırakıp, jazz'a geçmeye karar verdim.zaten "mr." da jazz sever.
bazen geceleri verandamızda denize karşı otururken ona şarkı söylüyorum..gerçi en çok songbird'ü seviyoruz..ben ona "and i love you, i love you, i love you, like never before" derken o da saçlarımla oynuyor.marshall ve michael'dan aynanda bu kadar hızlı vazgeçebileceğimi aklım hayalim almazdı."all in one" dedikleri şey bu "mr."..nasıl anlatsam, anlatamam..
şimdi ben denize karşı bunları yazarken o da akşam balığımızı tutuyor..ona bakıyorum, evimize bakıyorum..içime bir huzur akıyor..uff sıkıldım, gelsin de biraz sörf edelim, canım sıkıldı...
aklıma o boktan istanbul günü geldi, "mr." uzaklardayken, ben ofiste çılgın bir baş ağrısıyla günü bitirmeye çalışırken kurmuştum bu hayali..ofisten çıkıp metrobüse binmem, belki ayakta gitmem gerekecekti..ve o zamanlar şişkoydum bir de üstüne, bu yorgunluk ve baş ağrısıyla aptal fitness salonu havuzuna gidecektim..
hey gidi..neyse, "mr." beni çağırıyor, işi bitti herhalde sörfe gidiyoruz..
(oha yine 17.17, gerçek hayatta, burda şu an...)
neyse ne diyordum..yüzdük biraz, "mr." beni ayılttı.sabah sabah şükrü de geldi (evcil yunusumuz vardı ya), ailecek güzel vakit geçirdik denizde.ayıldıktan sonra işlerimize gittik..çok yoruldum iş yerinde..bir proje verdiler önüme, artık uzmanı olduğum kütüphane işlerinden, biraz önce konsepti bitirdim öyle söyleyeyim yani..
sonra sharon aradı, canı sıkkınmış konuşmak istedi.endişelendim ben de koşarak gittim.."söyle sharon, nedir derdin?" diye sordum, ağlamaya başladı..meğersem endorfin'in albüm satışları bunların önüne geçmiş, facebook'taki hayran sayım da sharon'ın hayranlarını geçmiş."arkadaşlığımızın bozulmasından korkuyorum" dedi.neyse ben de bir karar aldım, gothic rock'ta olabileceğim en iyi noktaya bırakıp, jazz'a geçmeye karar verdim.zaten "mr." da jazz sever.
bazen geceleri verandamızda denize karşı otururken ona şarkı söylüyorum..gerçi en çok songbird'ü seviyoruz..ben ona "and i love you, i love you, i love you, like never before" derken o da saçlarımla oynuyor.marshall ve michael'dan aynanda bu kadar hızlı vazgeçebileceğimi aklım hayalim almazdı."all in one" dedikleri şey bu "mr."..nasıl anlatsam, anlatamam..
şimdi ben denize karşı bunları yazarken o da akşam balığımızı tutuyor..ona bakıyorum, evimize bakıyorum..içime bir huzur akıyor..uff sıkıldım, gelsin de biraz sörf edelim, canım sıkıldı...
aklıma o boktan istanbul günü geldi, "mr." uzaklardayken, ben ofiste çılgın bir baş ağrısıyla günü bitirmeye çalışırken kurmuştum bu hayali..ofisten çıkıp metrobüse binmem, belki ayakta gitmem gerekecekti..ve o zamanlar şişkoydum bir de üstüne, bu yorgunluk ve baş ağrısıyla aptal fitness salonu havuzuna gidecektim..
hey gidi..neyse, "mr." beni çağırıyor, işi bitti herhalde sörfe gidiyoruz..
27 Ekim 2009 Salı
Paralel vs Gerçek Hayat
Sevgili günlük,
Bugün paralel hayatımda muhteşem bir şey oldu!
Sabah 8 sularında denizdeyken Michael seslendi, arayan babamdı.Her neyle uğraşıyorsan koş hastaneye dedi, ben de Şükrü'yü bırakıp, giyinip hastaneye gittim.Bir de ne öğreneyim...Sevdiğim bütün insanlar ölümsüzmüş!Bugünden itibaren kimse bir gün bile yaşlanmayacak, ve kimse hastalanmayacakmış.Bu mutlu haberi duyan bütün aile bireyleri hastaneye geldiler.En yaşlımız olan babaannemi sonsuza kadar 87 yaşında kalacağı, benim düğünümü ve çocuklarımı göreceği için tebrik ettik.
Ama ne yazık ki gerçek hayatımda ne ben, ne babaannem, ne de ailem bu kadar şanslıydık...Babaannemin düğünümü ve çocuklarımı görme olasılığı sanırım baya azaldı.
Bugün paralel hayatımda muhteşem bir şey oldu!
Sabah 8 sularında denizdeyken Michael seslendi, arayan babamdı.Her neyle uğraşıyorsan koş hastaneye dedi, ben de Şükrü'yü bırakıp, giyinip hastaneye gittim.Bir de ne öğreneyim...Sevdiğim bütün insanlar ölümsüzmüş!Bugünden itibaren kimse bir gün bile yaşlanmayacak, ve kimse hastalanmayacakmış.Bu mutlu haberi duyan bütün aile bireyleri hastaneye geldiler.En yaşlımız olan babaannemi sonsuza kadar 87 yaşında kalacağı, benim düğünümü ve çocuklarımı göreceği için tebrik ettik.
Ama ne yazık ki gerçek hayatımda ne ben, ne babaannem, ne de ailem bu kadar şanslıydık...Babaannemin düğünümü ve çocuklarımı görme olasılığı sanırım baya azaldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)