24 Ekim 2009 Cumartesi

I love you, man !




Böyle bir kapağı olan, adı "i love you man" olan bir filmde bile neden evlilik teması vardır?

Film güzeldi neyse ki evlilikten çok kankalık müessesini anlatıyor.

Zaten bir cuma akşamı tek başına güzel bir film izleyip patlamış mısır / ay çekirdeği keyfi yapmaktan ve akabinde çamaşır asıp tek başına uyumaktan daha güzel ne olabilir?

23 Ekim 2009 Cuma

Bir kulunu çok sevdim, o beni hiç sevmiyor Kalbimi ona verdim artık geri vermiyor...

Sevgili günlük, bugünkü konumuz oturduğu yerde kendini sakatlayan salak insanlar ve aşk.

Oturduğu yerde gerinirken boynu tutulup kalan salak ben oluyorum.

Aşkla ilgili bir şey de bilmiyorum.

---Belki de çok aşığım bilmek istemiyorum.---

22 Ekim 2009 Perşembe

"I want something else, to get me through this..."

Bir ben var benden içeri.

Bugün işe gelirken paralel hayatımda bugünü nasıl geçiriyor olacağımı düşündüm.

Deniz kenarında, bir koyda tek başına olan evimde (bora bora, bahamalar falan, o civarda), yanımda Scofield ya da Marshall(bu konuda gerçekten kararsızım) ile uyanıp, yatak odamın balkonundan denize atlıyorum.Evcil hayvanım Şükrü (yunus paluu) ile biraz yüzdükten sonra, kahvaltı etmek için eve geliyorum.Ne görsem beğenirim, nutellalı krepler ve tropik meyvelerden oluşan bir kahvaltı hazırlamış bizimki (hala karar veremedim, ama kahvaltı kısmı Marshall'ı çağrıştırdı).Tabii ben paralel hayatımda 63 kilo falan olduğum, ve garip metabolik sorunlarım olmadığı için, en kaygısız halimle o muhteşem kahvaltıyı mideye indiriyorum.Sonra mecbur iş...E nasıl yaşayacağız...Saat 11 civarı, küçük vespamla evden çıkıp, kuş cıvıltıları içinde, küçük bir sahil kasabası olan AwesomeCity'de, deniz gören müstakil ofisime gidip, bir kaç mail okuyup, insanlara şunu yapın bunu yapmayın diyip, bir kaç saat tasarım yaptıktan sonra (ha söylemeyi unuttum çok ünlü bir mimarım), saat 3 gibi mola verip tekrar yüzmeye gidiyorum, Şükrü acıkmış onu besliyorum falan...Saat 5 gibi kasabadaki herkesin katıldığı bir eğlence oluyor, her akşam!Göbek yapmayan biralar, kalori içermeyen Bacardi'ler eşliğinde, muhteşem bestelerimle kasaba halkıyla hep beraber eğleniyoruz.Bu arada Tarja Turunen de benden özel ders almak için arayıp rahatsız ediyor ara sıra, ben de kıyamıyorum haftada bir, 2 saat ders veriyorum 500€ karşılığında, hayır işi işte naparsınız...Şenlikten erken ayrılıyorum, e tabii hava kararmadan son bir deniz yapmak lazım.Scofield ile (burada kesinlikle Scofield, Marshall dursun bi kenarda lazım olur) küçük teknemizle biraz açılıp, evimizin biraz ilersindeki falezlere gidip dalıyoruz, bizim Şükrü de kız arkadaşıyla gelmiş, bizle beraber dalıyor (çapkın Şükrü).Dalış sonrası kendi tuttuğumuz balıklarla, teknemizde akşam yemeğimizi yiyoruz.Scofield rakı-balık yaparken Tanju Okan'dan, rum müziklerine geniş repertuarlı bir müzik ziyafeti sunuyor.Güneş battıktan sonra, teknemizle evimize dönüyoruz.Tüüü, bir de ne görsek, bizim arkadaşlar kapıda kalmışlar!Ted, Barney, bizim kızlar ve sevgilileri verandada oturmuş, içmeye başlamışlar bile.Ebru gitar çalıp şarkı söylerken, biz de onla eşlik ediyoruz.E artık geç oluyor, arkadaşlarımız yan koylardaki evlerine giderlerken, biz de bütün ön cephesi deniz gören odamıza çekiliyoruz.Nem yok, sinek yok, camları da süs olsun diye yaptırmışız zaten, kapı baca açık huzurla uyuyoruz.

Ay süper bir hayatım varmış be, yazarken imrendim yani.

20 Ekim 2009 Salı

Up




1.salaklık 3 boyutlu filme, 3 boyutsuz oynatıldığı sinemada gitmek oldu.

2.salaklık, günü kurtarması için gidip film boyunca muhtelif yerlerde ağlayıp, film sonrası direksiyona kapanıp hüngür hüngür ağlamak oldu.

Muhteşemdi her şeye rağmen.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Aşkın 500 Günü (Diğer adı : Vat Dı Fak)




Çok mu beğendim?Yoo...Kötü müydü?Kesinlikle değil.

Araya serpiştirilmiş Amélie alıntıları dışında, o kadar gerçekti ki, bu filme karşı pek bir şey hissedemedim sanırım.Belki de bu da aylar geçtikten sonra dönüp bakıldığında, "vay be güzel filmmiş" denen cinsten...

Ben geçmişteki 4 senelik ilişkim hakkında bir film yapsaydım, bu filmle bir çok ortak sahne içerebilirdi.

Örnek 1 : Kız ve erkek güzel vakit geçirmekteler, ama kız geri zekalı, ben ilişkiye hazır değilim diyip duruyor.2005 senesine kadar tipik papilliamachaon durumu.

Örnek 2 : Kız yelkenleri suya indirmiş belli çocuktan hoşlanıyor.Ve ilk olarak elele tutuştukları yer Ikea.(Bu sahne Başak'ın "yuh dananın kuyruğu" diyerek gözlerinden yaşlar süzülen ilk sahne.)

Örnek 3 : Kız suratsız, çocuk gülümsetmeye çalışıyor, kızın umru değil...Çocuk elini tutmak istiyor ve kız elini çekiyor...Acıtan bir sahne daha...

Örnek 4 : Roller değişiyor...Ayrıldıktan sonra bir trende karşılaşıyorlar ve karşılıklı oturuyorlar.Yine deli gibi gülüyorlar eğleniyorlar.İnsan diyor ki "derdin ne be kadın".

Gibi gibi...

Sonuç olarak...İlişkiler zor şeyler, aşk falan...

Ama, filmin de dediği gibi, herşey tesadüften ibaret.

2 Ekim 2009 Cuma

Bir kulunu çok sevdim o beni hiç sevmiyor.

Üsküp