18 Aralık 2009 Cuma

Lanetli cuma tabii ki burda bitmez...




Babama doğum gününde elini oyalasın da daha az sigara içsin hatta mümkünse sigarayı bırakmaya karar verirse yardımcı olur diye aldığım bu 70 TL'lik 216 toptan oluşan oyuncağın bir topu kayıp!

Zaten sinirli başladığı bugünün sonunda, stres atmak için eline alıp bir küp yapmaya çalışmış, bir topu eksik görünce daha da sinirlenmiş.Aradım aradım bulamıyorum...

O kadar sinirliyim ki...Bu cumayı kurtaracak bir şey olabilir mi?

Bu burda bitmez...

Lanetli cuma şu an en fiziksel haliyle kendini gösteriyor...Saat 4 olmadan hava karardı...Deli bir gök gürültüsü ve sağanak başladı.Şaşkınlıkla dışarı bakıyorum, gök gürültüsü her patladığında bir hopluyorum, bu nedenle kulaklık taktım müzik dinliyorum.

Evet müzik...Şu an birbirinden alakasız parçaları ard arda dinlerken, birbirinden alakasız şeyler düşünüp, hayal edip, sinirleniyorum (evet şu an çok sinirliyim).




-cold cold as the night, high as the trees, slow as you like...
-personne ne te remplace, non, personne..
-you’ll never pass for someone who’ll find a place in life, you sough to take that last breath to give away your heart and mind..tonight this is where we go to find out who we really are, we've got nothing left to lose..

Lanetli Cuma

Bir bir gün bir çocuk, eve de gelmiş kimse yok.
Açmış bakmış dolabı, profiterol sanmış elmayı.
Yemiş yemiş bitirmiş, akşama başlamış bir sıkıntı.

Böyle gider bu...Neden profiterolla kilo verilmiyor?Neden dün akşam yediğim o çikolata popoma, göbeğime, gıdıma yağ olarak dönüyor?Neden bu zararlı yiyecekler beni bu kadar mutlu ediyor?Ve neden bunlardan uzak durma çabası bir o kadar mutsuz ediyor?

Hayatım boyunca sabit olarak en gıpta ettiğim şey, istediklerini yiyebildikleri halde kilo problemi olmayan insanlar.

Bu insanlara burdan sevgilerimi göndermek istiyorum.

Bugünün hikayesi bu değildi aslında...
Normal zamanlarda pire gibi koşturup, bir sabah hasta olduğu için işe yarım saat geç kalıp, patronu tarafından azarlanan genç bir kadının hazin hikayesi bu...Bu da değil aslında...Eskiden iple çektiği hafta sonlarını şimdi sadece günde 15 saat uyuyabilmek için bekleyen, planladığı tek hafta sonu aktivitesi, planladığı yer ve saatte görmemesi gereken birilerinin gitmesiyle iptal olan mutsuz bir genç kadının hikayesi...
Neyse hikayenin sonunu söyleyeyim en iyisi, bu iki kadın aynı insanmış ve çok yakın bir zamanda iş hayatında süper başarılı olup, hayatının aşkını buluyormuş ve happily ever after.

Hikayenin sonu fazlasıyla gerçek dışı olduğundan yayıncılar bu hikayeyi sci-fi kategorisine koymuşlar, içinde science adına hiç bir şey olmamasına rağmen...

15 Aralık 2009 Salı

Bir gün her şey daha belirgin olacak...Ve daha sade...

Daha anlaşılır olacağım, daha anlayışlı...Daha sakin olacağım...1.şart : Adalet yok!

Eskiden okullarda "yeni yıldan bekledikleriniz" başlıklı kompozisyonlar yazardık..Onun gibi oldu..Ama esas 2009 raporu ve 2010 beklentilerini yılın son gününe kadar bekletiyorum.

10 Aralık 2009 Perşembe

Yıldızlar....

Şu an sağ el bileğimde sızlayan minik yıldızların benim için o kadar anlamı var ki...16 yaşımdan beri hayalini kuruyor olmam bir yana...

Bu dövme, ben istediğim sürece beni terketmeyecek olan tek şey...(Ref:"Sen beni istediğin sürece hayatında olacağım kelebek")...Böyle safsatalarla uyutulup, bir gün uyandığınızda "e ben seni hayatımda istiyorum, ya sen nerdesin?" diye sormamak için, dövme olayını tavsiye ederim.

Elimdeki bu minik yıldızların ışıltısı gözlerime vurmuş, kikir kikir sırıtırken, öyle bir şey gördüm ki...Ve yine...Hep hayatınızda olacağınıza inandığınız şeyler, bir gün birden bire kaybolmuş olabiliyor, ne acı, ne saçma...

Hayatıma hoş geldiniz minik yıldızlar...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Yol durumu..



An itibariyle eve dönebilmem için geçmem gereken köprülerin durumu yukarıda gördüğünüz gibidir.1. köprü her zaman daha tıkalı, 2.köprü ise nispeten daha az tıkalı oluyor.Ama 2. köprünün yolu o kadar uzun ki, şu anda düşünüyorum acaba bugün bir değişiklik yapıp 1'den mi gitsem diye...

Bu yoğun düşünce fırtınaları biraz dindiğinde ise şu soru çınlıyor kulaklarımda : sıradan bir iş gününün sonrasında yapabileceğim tek değişiklik kullanacağım köprü müdür? Bu mudur?

7 Aralık 2009 Pazartesi

Relax Oase




Bu garip cihazı dün öylesine girip bir bakalım dediğim Tschibo mağazasında karşıma çıktı.Tesadüfe de bakın ki akşam eve döndüğümde yine orta şiddette bir nefes darlığı problemi yaşadım.Büyük bir hevesle bu cihazı çalıştırdım, pembe pijamalarımı giyip uzandım ve nefesimin düzene girmesini bekledim.Çok sürmeden uyumuşum...

Sesler çok duru değil, bir dijitallik var.Ama yine de bana gerçekten dalgalarla uyuyor olma hissi vermiş olmalı ki rüyamda Datça'dayım bir kış günü, fırtına çıkmıştı ve deniz kenarındaki çay bahçesinde dalgaları izliyordum.

Diğer rüyamda da 2012 tarzı bir şeyler gördüm ama önemli değil.

Önemli olan dalgalardı, sakinleştirdiler ve uyuttular.

Bu gece hangi sesi seçsem acaba...Orman, yağmur, rüzgarda kıpraşan ses çıkaran zımbırtı sesi, martılar ve cik cik kuşları...

Bir de bir ışık saçıyor alet çalışırken...Tek problemi, keşke o ışığın rengi sabitlenebilse...Mavi ışık yerine sürekli turuncu ışık olabilse...

Neyse işte, geçici bir heves midir bilmem de şimdilik 60 tl'ma değdiğini düşünüyorum.