ve bir kaç saat içinde biten güzel kırmızı şarap eşliğinde :
"i can't help myself, i've got to see you again.."
ayrı dünyaların şarkıları biliyorum..ben de ayrı dünyalardayım şu an..ayrı şehirlerdeyim..ama teyzemin bana 10 sene önce, 4 senemi beraber geçireceğimi bilmediğim adamın evinin karşısında dediği cümle geliyor aklıma "..ne de olsa aynı gökyüzünün altındayız"..
bu arada, "tu"yu çok özledim..bugün arıyordum az kalsın, o kadar arınmış hissettim ki aşkından, acısından, kırgınlığından, sesini duymak çok zararsız geldi..ama yapmadım bir sebeple..
her şey çok kopuk..10 saat çalıştığım bir cumartesi gününün gecesinden daha fazlası beklenemezdi..daha fazlasını istemezdim zaten..12 gün olmuştu..şu aptal :)'lerden kurtulmayı hayal ediyorum sadece..yine rüyama gireceğini, ve uyandığımda yine hatırlamayacağımı bilerek, düşünerek uyuyacağım..
hayal kurmak güzeldir..
4 Nisan 2010 Pazar
3 Nisan 2010 Cumartesi
these living arms..
cumartesi çalışmayı sevmem..hele ki yarım saatlik bir iş için boş yere 9 saatimi ofiste geçirmeyi hiç sevmem..
aylardır toplamadığım masamı topladım..feysbukusunda malum özne üzerine yoğunlaştım.. ve yine karnımda o garip ağrı..burda olsa, aah bir burda olsa..
ve tabii ki tea party dinledim (dinliyorum)..
jeff martin benim adıma söylüyor, ya da başkasının ağzından bana söylüyor bilmiyorum işte..
"With your arms around me
You're singing softly
And I fade from memory
And move on"
Patience my kebe, patience...
aylardır toplamadığım masamı topladım..feysbukusunda malum özne üzerine yoğunlaştım.. ve yine karnımda o garip ağrı..burda olsa, aah bir burda olsa..
ve tabii ki tea party dinledim (dinliyorum)..
jeff martin benim adıma söylüyor, ya da başkasının ağzından bana söylüyor bilmiyorum işte..
"With your arms around me
You're singing softly
And I fade from memory
And move on"
Patience my kebe, patience...
2 Nisan 2010 Cuma
seyahat güncesi - planlama aşaması
ister inanın, ister inanmayın, araştırmalara başladım da..neden inanmayasınız? hayatımda kaç kez yalnız başıma tatil yaptım da bu mu inanılmaz oluyor?
otobüs mü uçak mı?bozcaada 1 gün mü 2 gün mü?haber versem mi vermesem mi?gitarımı götürsem mi götürmesem mi?
neden insanların aklını okumanın bir yolu yok..ileri seviye reikiciler bunu biraz yapabiliyorlar ama istediğim şeyi öğremenin bir yolu yok..
"wherever you are, i won't stop searching
whatever it takes i need to know.."
biliyorum şarkının benim aradığımla bir alakası yok..
otobüs mü uçak mı?bozcaada 1 gün mü 2 gün mü?haber versem mi vermesem mi?gitarımı götürsem mi götürmesem mi?
neden insanların aklını okumanın bir yolu yok..ileri seviye reikiciler bunu biraz yapabiliyorlar ama istediğim şeyi öğremenin bir yolu yok..
"wherever you are, i won't stop searching
whatever it takes i need to know.."
biliyorum şarkının benim aradığımla bir alakası yok..
susan ablam der ki...
23-24 nisan'da yakın mesafeli bir yere git, buradan uzaklaş, en romantik günlerini geçireceksin..
şimdi susan abla..benim bu seyahat planlarını yaptığım şu günlerde bana böyle boş ümitler vermesen olmaz mıydı?zaten yavuz çetin dinliyorum..rahmetli ne güzel söylüyor :
"sadece senin olmak istedim dünyada,
sadece sana ait olmak
aşk denen duyguyu yeniden keşfettim.." falan...
susan abla..fala inanma falsız kalma derler..biliyorum sen kızarsın şimdi buna, "astroloji bilimdir" dersin, sırf bu yüzden sana inanasım geliyor..
şimdi susan abla..benim bu seyahat planlarını yaptığım şu günlerde bana böyle boş ümitler vermesen olmaz mıydı?zaten yavuz çetin dinliyorum..rahmetli ne güzel söylüyor :
"sadece senin olmak istedim dünyada,
sadece sana ait olmak
aşk denen duyguyu yeniden keşfettim.." falan...
susan abla..fala inanma falsız kalma derler..biliyorum sen kızarsın şimdi buna, "astroloji bilimdir" dersin, sırf bu yüzden sana inanasım geliyor..
1 Nisan 2010 Perşembe
geçen sene bugün...
üsküp'teydim..hava serindi, üstümde kahverengi trençkotumla şantiye dönüşü bezgin bekir rolünde natasa ve alex'le buluşmak için meydana gelmiştim.o zamanlarda bilmiyordum ki bu 1 nisan oralarda başka...
kostüm festivali gibi bir şey 1 nisan..herkes bir kostümle çıkıyor dışarı..meydan ve sokaklar kostümlü insanlarla kaynıyordu.baya güzel bir manzaraydı..sokakta oyuncak ayısı ve çizgili pijamalarıyla gezen adamlar, boxer'la, gecelikle çıkan insanlar, cadılar, vampirler...türkiye'yi sevmediğimi hissettiğim günlerden biriydi.
sonra bir bara gittik, canlı müzik vardı.maskeli bir kız şarkı söylüyordu.söylediği şarkıya aşık oldum.hani bir yerde bir şarkı duyarsınız, kim olduğunu, ne olduğunu o kadar bilmezsiniz ki, biterse hayatınız boyunca bir daha duyamayacağını düşündüğünüz için hiç bitmesin istersiniz..
neyse...o gece "tu"dan çok bahsetmiştik (bu blog'da ismi baya değişti ama artık "O" diyemem, başka bir "O"muz var)..O zamanlar ben gerizekalıydım, farkında değildim.neyse..alex'le planlar yapmıştık, "tu"yu üsküp'e gelmeye ikna edecektik ve onlar alex'le survival camp dedikleri 2 günlük doğa gezisine gideceklerdi falan..güzel bir geceydi işte..
stepping stone..
aylar sonra bir arkadaşımın facebook'ta paylaşması üzerine buldum işte o şarkıyı..
sözleri de bir ayrı güzeldir..
"You used call me up from time to time
And it would be so hard for me not to cross the line
The words of love lay on my lips just like a curse
And I knew oh yes I knew they'd only make it worse
And now you have the nerve to play along
Just like the mistro beats in your song
You get your kicks you get your kicks from playing me
And the less you give the more I want so foolishly
But I will never be your stepping stone
Take it all or leave me alone
I will never be your stepping stone
I'm standing upright on my own..."
geçen sene bugün..neşeli bir yerdeydim, yorgun ve neşeliydim..şimdi neşesiz bir yerdeyim, yorgun ve neşeliyim..ikisi aynanda zor oluyor biliyorum ama öyle..
kostüm festivali gibi bir şey 1 nisan..herkes bir kostümle çıkıyor dışarı..meydan ve sokaklar kostümlü insanlarla kaynıyordu.baya güzel bir manzaraydı..sokakta oyuncak ayısı ve çizgili pijamalarıyla gezen adamlar, boxer'la, gecelikle çıkan insanlar, cadılar, vampirler...türkiye'yi sevmediğimi hissettiğim günlerden biriydi.
sonra bir bara gittik, canlı müzik vardı.maskeli bir kız şarkı söylüyordu.söylediği şarkıya aşık oldum.hani bir yerde bir şarkı duyarsınız, kim olduğunu, ne olduğunu o kadar bilmezsiniz ki, biterse hayatınız boyunca bir daha duyamayacağını düşündüğünüz için hiç bitmesin istersiniz..
neyse...o gece "tu"dan çok bahsetmiştik (bu blog'da ismi baya değişti ama artık "O" diyemem, başka bir "O"muz var)..O zamanlar ben gerizekalıydım, farkında değildim.neyse..alex'le planlar yapmıştık, "tu"yu üsküp'e gelmeye ikna edecektik ve onlar alex'le survival camp dedikleri 2 günlük doğa gezisine gideceklerdi falan..güzel bir geceydi işte..
stepping stone..
aylar sonra bir arkadaşımın facebook'ta paylaşması üzerine buldum işte o şarkıyı..
sözleri de bir ayrı güzeldir..
"You used call me up from time to time
And it would be so hard for me not to cross the line
The words of love lay on my lips just like a curse
And I knew oh yes I knew they'd only make it worse
And now you have the nerve to play along
Just like the mistro beats in your song
You get your kicks you get your kicks from playing me
And the less you give the more I want so foolishly
But I will never be your stepping stone
Take it all or leave me alone
I will never be your stepping stone
I'm standing upright on my own..."
geçen sene bugün..neşeli bir yerdeydim, yorgun ve neşeliydim..şimdi neşesiz bir yerdeyim, yorgun ve neşeliyim..ikisi aynanda zor oluyor biliyorum ama öyle..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

