14 Eylül 2012 Cuma
-7
buyrun işte en güzel örneği..zaman geçmez sanırsınız ama bir bakmışsınız o en heyecanla beklediğiniz günün üzerinden 7 gün, bir büyük kalp acısı, bir kaç litre gözyaşı geçmiş.neymiş, demek zaman geçiyormuş.öyle bir şeyi çok beklemeye de gerek yokmuş.çünkü neden, "iyi şeyler birdenbire olur"muş..bir kez daha bunu hatırlamak iyi oldu.
şu an geriye saydığım tek ve son şey, datça'nın iyileştirici sularına adım atacağım an..27 saat kadar..ne zaman iyileştirmedi ki..
beynimin bir kıyısına sakladığım o gülümseyi buruşturup sıkıştırdım..çünkü şu an hiçbişi onun kadar güzel değil.
7 Eylül 2012 Cuma
-0-
bir şarkıyı özlediğinizde sadece şarkıyı mı özlersiniz? ben daha çok ait olduğu dönemi, o an hissettirdiklerini, o an sahip olduklarımı, o an yanımda olanı özlemişim.şimdi dinlerken bu duygular içindeyim.
şu an havada olan bir uçak, 7 aydır görmediğim, 7 aydır her gün özlediğimi getiriyor.ve en çok ne hissetmem gerektiğini bilmediğim için gerginim.mutlu değilim, üzgün değilim, heyecanlıyım ama iyi mi kötü mü belli değil..
Etiketler:
musiki,
my heart follows you where you go
1 Eylül 2012 Cumartesi
taa iki sene once, "sakin gideyim deme komik kadin" demistim..doktorlar 6 ayi var en fazla derken..gitmedi de..2 sene direndi o boktan hastaliga..
simdi bir yerde..beni izliyor belki.."aman salak bu be, uzme kizim kendini" dedigini duyar gibiyim.ama hayatimda uzuldugum o kadar sacma sapan seyden sonra, onu kaybettigime uzulmeyeyim de neye uzuleyim..
benim oz teyzemden baska 5 teyzem daha var..biri simdi baska bir yerde..ama olsun..en buyuk sevgilerin sonunda olacagi bu sadece..huzurla uyusun...
26 Ağustos 2012 Pazar
bingöl
..neyse bu sayede yurdumun illerinin plakalarini ogreniyorum.keske daha once baslasaymisim.geri sayim zamani hizlandirir mi?aslinda zaman algisi ne tuhaf bir sey..zaman, bildigin zaman.olcusu belli, neyle, nasil olculdugu belli.ama insan o kadar tuhaf yaratik ki iste, yok zaman hizli gecsin, yok aman dursun diye gereksiz bir cabalama halinde..
ben de istemezdim 30 yasima gelip de 28 yasinda koca bir heriften "kebe abla"yi duymayi, ya da alnimdaki 2 cizginin gunun konusu olup "botoks gerekli mi" tartismasinin nesnesi olmalarini..
ben de istemezdim 30 yasima gelip de 28 yasinda koca bir heriften "kebe abla"yi duymayi, ya da alnimdaki 2 cizginin gunun konusu olup "botoks gerekli mi" tartismasinin nesnesi olmalarini..
24 Ağustos 2012 Cuma
23 Ağustos 2012 Perşembe
6 Ağustos 2012 Pazartesi
bazen kendinden cikmak gerekir ya..iste ben onu uzun zamandir yapamayanlardanim.kuccukkken wheneverland kankamla bi 2. Kisiliklerimiz vardi..zaman olurdu guyya onlari yasardik.isin tuhaf yani o zamanlar bizi kisitlayan cok da bir seyimiz yoktu.bu ikinci kisilik muhabbeti aslinda belki de hayatimizi, yasantimizi kisitlamamizi gerektirmeyen muhtesem ailelere ve dostlara sahip oldugumuzun naif bir kanitiydi.
Bir gun..hic unutmuyorum..aksamin bir saati..kis..hava buz gibi..16-17 yaslarindayim.evden ciktim.sans bu ya, babam isten donmus asagida karsilastik."nereye" diye sordu haliyle.."sahile" diyemedigim icin "bengulere" dedim.ama ters yone gidiyordum, o yuzden arkasindan aciklamam geldi " bi bakkala ugrayacagim"..o gece sahile gidip saatlerce bir bankta oturdugumu, marillion'nin runaway girl'unu dinleyip kafamda senaryolar yazdigimi be hayaller kurdugumu hatirliyorum.
İsin boktan yani, bu kadar duygusal, hassas, icten ve komplike olmayi ben secmedim.yoksa ben mi sectim? insan kendi dunyasini bilerek ve isteyerek bu denli yorucu hale getirebilir mi yoksa?
30 yasinda..soylemesi bile agir..ertesi gun ise gidecegimi bile bile, bacardi+tekila+limon likoru+soda karisimi ickimi, odamda, djarumla, evet hem de yatak odamda, tuketirken...2.kisiligime gitti aklim..cunku hala su an bile, dunyanin en obsesif 100kisisinin arasinda olmama ragmen, karsi cinsin varligini kesfettigimden beri en cok istedigim adam yanimda degilken, kendimden, bu yogunluktan, baglilik hissinden, ve diger herseyden siyrilip yanlis olani yapmak isterdim.
Marillion demisken..."power" bilmiyorum kacinci kez donuyor.."and you dont even know, the way i love you.."
Olum disinda..kimseyi bu kadar ozlemedim.
Bir gun..hic unutmuyorum..aksamin bir saati..kis..hava buz gibi..16-17 yaslarindayim.evden ciktim.sans bu ya, babam isten donmus asagida karsilastik."nereye" diye sordu haliyle.."sahile" diyemedigim icin "bengulere" dedim.ama ters yone gidiyordum, o yuzden arkasindan aciklamam geldi " bi bakkala ugrayacagim"..o gece sahile gidip saatlerce bir bankta oturdugumu, marillion'nin runaway girl'unu dinleyip kafamda senaryolar yazdigimi be hayaller kurdugumu hatirliyorum.
İsin boktan yani, bu kadar duygusal, hassas, icten ve komplike olmayi ben secmedim.yoksa ben mi sectim? insan kendi dunyasini bilerek ve isteyerek bu denli yorucu hale getirebilir mi yoksa?
30 yasinda..soylemesi bile agir..ertesi gun ise gidecegimi bile bile, bacardi+tekila+limon likoru+soda karisimi ickimi, odamda, djarumla, evet hem de yatak odamda, tuketirken...2.kisiligime gitti aklim..cunku hala su an bile, dunyanin en obsesif 100kisisinin arasinda olmama ragmen, karsi cinsin varligini kesfettigimden beri en cok istedigim adam yanimda degilken, kendimden, bu yogunluktan, baglilik hissinden, ve diger herseyden siyrilip yanlis olani yapmak isterdim.
Marillion demisken..."power" bilmiyorum kacinci kez donuyor.."and you dont even know, the way i love you.."
Olum disinda..kimseyi bu kadar ozlemedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)