http://9gag.com/gag/3812872
uzun zamandır bu kadar acıklı bir şey ne duydum, ne okudum..öyle ki kendi yalnızlığıma acırken bir anda "şükür yarappiler" gözyaşları eşliğinde havada uçuştu.evet, balinayla empati kurdum.kuruyorum..elimde olsa şimdi bulur yanına gider ve hep onla kalırdım.şaka değil, gerçekten düşünüp üzülüyorum.bir insanın tercihi dışında yalnız kalması çok acı gelirdi bana.şimdi bu balina..demek insan olmasıyla da alakası yok..bu ara yalnızlık üzerine o kadar düşündükten sonra karşıma bu haber çıkınca kendimi bambaşka bir boyutta buldum.yalnızlığın tanımı değişti..ben yalnız değilmişim dedim.ama bu balina..yani tek suçu doğru frekansı çıkaramıyor olması..ki o bile kendi elinde değil, doğası bu..hoop döndük dolaştık yine aynı yere geldik.belki ben de o doğru frekansı çıkaramıyorum.
ama günün sonunda, ben de kendi çapımda yalnızım sevgili günlük.
13 Nisan 2012 Cuma
27 Mart 2012 Salı
bahar gelince malum..normal bir dönem bile olsa kebe'nin sırt çantasına duyduğu aşk bir kabarır..ama hele ki böyle zor bir dönem geçiriyorsa..ipini koparmış bozo gibi oraya mı gitsem buraya mı gitsem diye delirir.
12 saatlik bir otobüs yolculuğu..her zaman işe yaramıştır, uyumaya, yorulmaya, düşünmeye, gerekiyorsa ağlamaya, ve gerekmiyorsa ağlamayı durdurmaya..ve uyanınca renkler değişir güneşin ilk ışıklarıyla..yeşilden gözleriniz kamaşır derken...aslında her gün gördüğünüz ama çok bir şey ifade etmeyen denizin mavisi gözlerinizden girer parmak uçlarınıza kadar bir rahatlama yaratır..bu mevsimde denize girilmez..ama deniz kenarında oturulur..hatta kıyıdaki salın üstünde yoga bile yapılabilir dalga sesleri eşliğinde..daha güzel bir tatil planı olabilir mi...
(keşke sen de olsan..sadece ikimizin sesi olsa, en güzel sessizlik meditasyonu olmaz mıydı?)
denize bile girebilirim, ne olacak ki..
12 saatlik bir otobüs yolculuğu..her zaman işe yaramıştır, uyumaya, yorulmaya, düşünmeye, gerekiyorsa ağlamaya, ve gerekmiyorsa ağlamayı durdurmaya..ve uyanınca renkler değişir güneşin ilk ışıklarıyla..yeşilden gözleriniz kamaşır derken...aslında her gün gördüğünüz ama çok bir şey ifade etmeyen denizin mavisi gözlerinizden girer parmak uçlarınıza kadar bir rahatlama yaratır..bu mevsimde denize girilmez..ama deniz kenarında oturulur..hatta kıyıdaki salın üstünde yoga bile yapılabilir dalga sesleri eşliğinde..daha güzel bir tatil planı olabilir mi...
(keşke sen de olsan..sadece ikimizin sesi olsa, en güzel sessizlik meditasyonu olmaz mıydı?)
denize bile girebilirim, ne olacak ki..
22 Mart 2012 Perşembe
ergenlik
galiba eve gidip kürşat başar okumak istiyorum.oysa ki aşk acısının yaşı olmaması lazım değil mi:
"eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
ama aslında bu kadar basitti işte: birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın."
"eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
ama aslında bu kadar basitti işte: birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın."
20 Mart 2012 Salı
juniper
"next!" diye bağırmak istemek..ama diyememek..herşeyi parçalayıp bağırmak isteyecek kadar hiddetle doluyken, bir yüzün fotoğrafına dakikalarca gülümseyerek bakarken dinlenen şarkıda gözyaşı dökmek..o geceyi unutsam gerisini unutmak daha kolay belki de..gerçek miyim rüya mı derken..al işte rüya oldu her şey.
30'a hoşgeldin kebe...
ne tuhaf insan psikolojisi..insan böyle durumlarda gerçekten son derece mantıksızlaşıp arabesk diyarlarına süzülüp "ulan ben naptım, suçum ne, ne günah işledim" dizeleriyle tonlarca çemkirebilir hale geliyor.
en azından bu sefer çok iyi bildiğim bir şey var, her şey geçer...hem ne demiştik ;
"bensizken mutlu olandan daha mutlu, bensizken güçlü olandan daha güçlü..."
30'a hoşgeldin kebe...
ne tuhaf insan psikolojisi..insan böyle durumlarda gerçekten son derece mantıksızlaşıp arabesk diyarlarına süzülüp "ulan ben naptım, suçum ne, ne günah işledim" dizeleriyle tonlarca çemkirebilir hale geliyor.
en azından bu sefer çok iyi bildiğim bir şey var, her şey geçer...hem ne demiştik ;
"bensizken mutlu olandan daha mutlu, bensizken güçlü olandan daha güçlü..."
2 Mart 2012 Cuma
bu da mı gol değil
değilse değil ne yapalım..en azından orta iyiydi..
sanki içimde sürekli akan bir şelale var, zaman zaman baraj kapaklarını birilerinin patlatması gerekiyor.çünkü mütemadiyen "aah su ne güzel akıyor" diye hayal kurma potansiyelim var.ama o kadar toz pembe değil diyorlar.istesek olmaz mı?
herkes kendi tercihini yaşıyorsa, ben ne yaşıyorum?bir insan hep mi yanılır?
ilk gidişinde yatağıma kapanıp epey ağlamıştım.sonra düşününce, "hayatımda ilk kez bu kadar güzel bir şey için ağlıyorum" diye, her şey daha bir katlanılır gelmişti, ve uyumuştum.
ve bant her seferinde tekrar geri sarıyor.
bunu atlatana kadar da bi 3 sene geçer..çünkü bu sefer emindik, "the one"dı..şükrü bile hak vermişti.ve yine yerine konulamaz hatıralarla ben napıcam paniği..
evren misin, allah mısın her neysen...kaç kez dedim yine diyorum, böyle olacaksa istemiyorum kardeşim..güzel şeyleri zorla hayatıma sokup geri almak nasıl bir sadizm..
şimdi o güne dönüp, kıçımtırak bir maille içimi açacağıma, "iyiyim sen nasılsın?" diyebilmek isterdim..yaşanan iyi şeyler yanımıza kar falan kalmıyor.içimize oturup kalıyor.
sanki içimde sürekli akan bir şelale var, zaman zaman baraj kapaklarını birilerinin patlatması gerekiyor.çünkü mütemadiyen "aah su ne güzel akıyor" diye hayal kurma potansiyelim var.ama o kadar toz pembe değil diyorlar.istesek olmaz mı?
herkes kendi tercihini yaşıyorsa, ben ne yaşıyorum?bir insan hep mi yanılır?
ilk gidişinde yatağıma kapanıp epey ağlamıştım.sonra düşününce, "hayatımda ilk kez bu kadar güzel bir şey için ağlıyorum" diye, her şey daha bir katlanılır gelmişti, ve uyumuştum.
ve bant her seferinde tekrar geri sarıyor.
bunu atlatana kadar da bi 3 sene geçer..çünkü bu sefer emindik, "the one"dı..şükrü bile hak vermişti.ve yine yerine konulamaz hatıralarla ben napıcam paniği..
evren misin, allah mısın her neysen...kaç kez dedim yine diyorum, böyle olacaksa istemiyorum kardeşim..güzel şeyleri zorla hayatıma sokup geri almak nasıl bir sadizm..
şimdi o güne dönüp, kıçımtırak bir maille içimi açacağıma, "iyiyim sen nasılsın?" diyebilmek isterdim..yaşanan iyi şeyler yanımıza kar falan kalmıyor.içimize oturup kalıyor.
22 Şubat 2012 Çarşamba
ilişkiler falan..
sabit bir şey istedim hayatımda.her akşam bu saatlerde ofisimin sokağından geçen polis arabasının komik ama bi o kadar rahatsız edici kısa sireninin çalışı gibi..her gün aynı saatte, aynı yerde olmak istedim.ama düşününce bu ben değilim..tüm bunalımların özündeki aslında rutine olan düşmanlığım değil miydi?işte bunları düşününce bir durdum.gerçekten, neler oluyor?en arzu ettiğin şey özgürlükken, çok sevdiğin adamın "özgürlüğümü kısıtlamandan korkuyorum" demesi, benim için en önemli olanı bir başkasından çalabilecek potansiyelim varmış gibi görünmem..hem de o en değerli olan kişi tarafından..kötü söz yaralamaz insanı.kötü söz sahibinindir derler, öyle..ama bu..bu gerçekten 2 gündür boğazımdaki düğümlenme hissiyle uzaklara dalıp gözlerimin dolmasını açıklıyor sanki..ben..ben nasıl özgürlük hırsızı olabilirim?bunun gerçek olması mı daha kötü, onun böyle düşünmesi mi..bilmiyorum..
sol elimin baş parmağı kesildi, üç dikiş var.biraz acı, bazen ağrı, bazen kaşıntı.ama kenarında bi hissizlik kaldı.kıro bir benzetme olacak ama aynı hissizliğin beynimin aşk duyguları besleyen lobunun bir köşesinde olduğunu farkettim.
"özgürlüğüm sende, sevgim daha içimde.."
çocukluğumun bir döneminde en sevdiğim şarkıydı..ben içimdeki şarkıya şimdi ihanet mi ettim?
sol elimin baş parmağı kesildi, üç dikiş var.biraz acı, bazen ağrı, bazen kaşıntı.ama kenarında bi hissizlik kaldı.kıro bir benzetme olacak ama aynı hissizliğin beynimin aşk duyguları besleyen lobunun bir köşesinde olduğunu farkettim.
"özgürlüğüm sende, sevgim daha içimde.."
çocukluğumun bir döneminde en sevdiğim şarkıydı..ben içimdeki şarkıya şimdi ihanet mi ettim?
4 Şubat 2012 Cumartesi
nutella ile olan problemim
senede 1-2 kez nutella yiyen biri olarak son bir haftada 2. kavanozu almamın anlamını kavramış değilim.(10 günü geçmiş olan pms?)
not : bir kulunu çok sevdim o da beni seviyor, yaşasın.
not : bir kulunu çok sevdim o da beni seviyor, yaşasın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)