galiba insanlardan umudumu kestim bu ara..anlaşmak ne kadar zor bir şey aslında..o kadar kuvvetli ön yargılarımız var ki, karşınızdaki insana ne kadar mantıklı bir açıklama yaparsanız yapın o sizi daha önce kodlandığı kategorilerden birine sokmaya kararlıysa bence susun, şansınız yok.
bu ara çok canım sıkıldı..her şeyi bir süreliğine unutup kendimle olmam mümkün mü?
18 Temmuz 2011 Pazartesi
11 Temmuz 2011 Pazartesi
bir bira, bir kadeh şarap sonrası..la parade dinlerken..yarın iş günü olduğunu bile bile kapanan gözlerimi zorla sebepsiz bir şekilde açık tutmaya çalışırken..bir dilek tutuyorum.bugün bütün gün yaptığım şeydi bu belki de..
bu sefer gerçekten çok çok çok acil gitmem lazım..tuzlu bir suya değmem, hatta yetmez, burnumdan içeri çekmem, yanmam, gözlerim acıyana kadar bulanıklığa boş boş bakmam, maviyle olmam lazım.suyun kaldırma kuvvetini saçlarıma kadar hissetmem gerekiyor.çok acil...
ve şu an, daha da acil.
bu sefer gerçekten çok çok çok acil gitmem lazım..tuzlu bir suya değmem, hatta yetmez, burnumdan içeri çekmem, yanmam, gözlerim acıyana kadar bulanıklığa boş boş bakmam, maviyle olmam lazım.suyun kaldırma kuvvetini saçlarıma kadar hissetmem gerekiyor.çok acil...
ve şu an, daha da acil.
9 Temmuz 2011 Cumartesi
bon jovi.....
bu gece hiç bitmeseydi ve ben çocukluğum bitmiş gibi hissetmeseydim..bugün zamanın geçtiğini farkettim.hem de öyle sinsi bir şekilde, hızlıca...
bon jovi posterini apartmanın girişine asıp saatlerce karşısında oturduğumuz gecenin üstünden 15 sene geçmiş..gerçekten bitti mi yani?oturup ahmet san'a "bon jovi istanbul'a gelsin" diye değişik tipte kağıtlara, değişik kalem ve el yazılarıyla mektup yazıp yollamamız kadar saf bir duygumuz kaldı mı?
güzel bir çocukluk iyi dostlarla mümkünmüş..bugün anladığım şeylerden biri de bu oldu..andığımda beni gülümseten, mutlu eden ne kadar olay varsa hepsinin arkasında aynı insanları görmek kadar güzel bir şey yok..
ama zaman çok çabuk geçmiş be..
bu bir dönemdiyse, ve bittiyse, bugünü o dönemin son, yeni dönemin ilk günü ilan ediyorum işte..bon jovi konserinin olduğu ve çocukluğumun geçtiği evin satıldığı gün..
29 yaşımda hayallerimin konserinden çıkışta benle bira içecek birini bulamayacak kadar yalnız olmak...2 sene öncesine kadar hayatımın aşkı dediğim adamın bile uykuyu benle bir bira içmeye tercih ederek bir kadınla gidişi..fonda çalan the crow soundtrack'inden "it can't rain all the time"..aslında 15 yaşından beri özünde aynı olan "şey"e ağlıyor olmak..sex and the city'deki charlotte repliği olan "i've been dating since 15, where the hell is he?" isyanını çok içten yaşıyor olmak..
hayatımın en güzel gecelerinden biriydi dediğim gece bu kadar ağlıyor olmak bu gecenin yine de çok güzel olduğu gerçeğini değiştirmeyecek değil mi?çünkü garip bir şekilde kendimi durduramıyorum.
ve arkada şarkı diyor ki.."it can't rain all the time, your tears won't fall forever"...
ama konser muhteşemdi...bu kadar eğleneceğimi, duygulanacağımı, hele ki şu noktaya geleceğimi aklımdan geçirmemiştim.
amma duygu seli...buyrun bunla bitsin..benim daha akacak salya sümüğüm var bu gece anlaşılan..
bon jovi posterini apartmanın girişine asıp saatlerce karşısında oturduğumuz gecenin üstünden 15 sene geçmiş..gerçekten bitti mi yani?oturup ahmet san'a "bon jovi istanbul'a gelsin" diye değişik tipte kağıtlara, değişik kalem ve el yazılarıyla mektup yazıp yollamamız kadar saf bir duygumuz kaldı mı?
güzel bir çocukluk iyi dostlarla mümkünmüş..bugün anladığım şeylerden biri de bu oldu..andığımda beni gülümseten, mutlu eden ne kadar olay varsa hepsinin arkasında aynı insanları görmek kadar güzel bir şey yok..
ama zaman çok çabuk geçmiş be..
bu bir dönemdiyse, ve bittiyse, bugünü o dönemin son, yeni dönemin ilk günü ilan ediyorum işte..bon jovi konserinin olduğu ve çocukluğumun geçtiği evin satıldığı gün..
29 yaşımda hayallerimin konserinden çıkışta benle bira içecek birini bulamayacak kadar yalnız olmak...2 sene öncesine kadar hayatımın aşkı dediğim adamın bile uykuyu benle bir bira içmeye tercih ederek bir kadınla gidişi..fonda çalan the crow soundtrack'inden "it can't rain all the time"..aslında 15 yaşından beri özünde aynı olan "şey"e ağlıyor olmak..sex and the city'deki charlotte repliği olan "i've been dating since 15, where the hell is he?" isyanını çok içten yaşıyor olmak..
hayatımın en güzel gecelerinden biriydi dediğim gece bu kadar ağlıyor olmak bu gecenin yine de çok güzel olduğu gerçeğini değiştirmeyecek değil mi?çünkü garip bir şekilde kendimi durduramıyorum.
ve arkada şarkı diyor ki.."it can't rain all the time, your tears won't fall forever"...
ama konser muhteşemdi...bu kadar eğleneceğimi, duygulanacağımı, hele ki şu noktaya geleceğimi aklımdan geçirmemiştim.
amma duygu seli...buyrun bunla bitsin..benim daha akacak salya sümüğüm var bu gece anlaşılan..
2 Temmuz 2011 Cumartesi
dünyaların benim olduğu an..günün tam olarak şu anı...susan ablamın tam da dediği gibi..ve dileklerimi bir kağıda yazmış toprağa gömmüşken..normalde gecenin 12sinde çalan telefonlardan nefret ederim, ürkütür beni..ama bu sefer biliyordum resmen..
iki koltukaltımda da dikişler var..sızım sızım sızlarken..14 dakikalığına hiç bir şeyim kalmadı..sadece o ses ve kelebekler...
ah şu kelebekler..
iki koltukaltımda da dikişler var..sızım sızım sızlarken..14 dakikalığına hiç bir şeyim kalmadı..sadece o ses ve kelebekler...
ah şu kelebekler..
27 Haziran 2011 Pazartesi
ryan adams - when the stars go blue
uyumak istememek, ama erken kalkacak olmak..
-----
"where do you go when you're lonely
where do you go when you're blue
where do you go when you're lonely
i'll follow you
when the stars go blue
the stars go blue, stars go blue "..
-----
-----
"where do you go when you're lonely
where do you go when you're blue
where do you go when you're lonely
i'll follow you
when the stars go blue
the stars go blue, stars go blue "..
-----
26 Haziran 2011 Pazar
24 Haziran 2011 Cuma
çekiç sesleri..matkaplar..bir de metal kesme sesi var ki...şantiye hayatını çok seviyorum o ayrı..ama bu ara, özellikle bugünkü ruh halim katlanamıyor bu seslere...
şu an gerçekten eylül ayındaki özil sahiline ışınlanmak istiyorum..
heyecan duymayı özlemişim, dün gece en azından bunu hissettim.özlediğimi düşündüğüm insanı görmemiş olsam da, hem belki özlememişimdir..özleyecek bir şey yok ortada..işte o heyecan dışında belki..
zaten insan yakınında o siyah kelimeyi yaşadığında özlem kelimesinin de anlamı değişiveriyor.
bir de...müziğe dönüyorum.umarım o da bana döner..
..yine de, özlemiş olabilirim.
şu an gerçekten eylül ayındaki özil sahiline ışınlanmak istiyorum..
heyecan duymayı özlemişim, dün gece en azından bunu hissettim.özlediğimi düşündüğüm insanı görmemiş olsam da, hem belki özlememişimdir..özleyecek bir şey yok ortada..işte o heyecan dışında belki..
zaten insan yakınında o siyah kelimeyi yaşadığında özlem kelimesinin de anlamı değişiveriyor.
bir de...müziğe dönüyorum.umarım o da bana döner..
..yine de, özlemiş olabilirim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)